Mardi, 26 Septembre 2017

Rubailer

There are no translations available.

Rebapla İlgili Bazı Rubai’ler






“Biliyor musun, şu rebabın sesi ne diyor? Diyor ki: Benim arkamdan gel, beni izle de yolu bul. Çünkü doğruya varmak için yola çıkmışsın, ama eğri bir yol tutmuşsun. Çünkü sormakla cevaba yol bulunur.”
  1. “Ey rebab sesi, sen nereden geliyorsun? Ateşlerle, fitnelerle kavgalarla, ateşlerle  dopdolusun, gönül casususun. Gönül sahrasının habercisisin. Buyurduğun her söz, gönül sırlarıdır.”
  2. “Rebaptan fışkıran İsrâfil sesi, kebap olmuş yürekleri tazelendirdi, onlara can verdi. O boğulmuş bitkin sevdalar, suda balıklar gibi oynaşmaya başladı.”
  3. Bugün de her günkü gibi yine harabız. Endişe kapısını açma, içli feryatları ile, yanık sesiyle bize her şeyi unutturan rebâbı eline al, çalmaya başla.”
  4. “Rebâbın yayından bir ok fırladı, ten çemberinden geçerek, beden engelini aşarak geldi, gönle ulaştı. Şu deriye bak ki gözlere örtü olmakta, onları dalamaktadır. Rebabın şu perdesine, şu çıkardığı makama bak ki bizim gaflet perdemizi yırtmada, bizi uyarmada.”
  5. “Ey gönlümün rebabına mızrap vuran! Rebabın çıkardığı bu iniltiden gönlümün cevabını dinle.”  “Aşk rebabının feryadı, inlemesi, gerçek sevgilimizin, gönül sultanımızın yayından, O’nun mızrabındandır. Sakın; bu, rebabdır, bu sesi rebab çıkarıyor deme.”

Menakıbul’Arifinde Rebap ve Mevlana:

  1. Fahreddîn-i Divdes şöyle rivayet ettiler ki: O zamanda, şeriat bilginlerinden bir cemaat, rebabın haram olduğu hakkında sözler söylüyor ve onun çalınmasını men ediyorlardı. Kadı  Sirâceddin de bunlardandı. Bu haber Mevlânâ’ya ulaşınca: “Bunlar soğuk demiri dövüyorlar. Tanrıya tekrar tekrar yemin ederim k, onların mezarları üzerinde rebab çalacaklar” buyurdu. Mevlânâ öldükten sonra (bir gün) dostlar, Konya meydanında sema’ ediyorlardı. Birdenbire şiddetli bir yağmura tutuldular. Bunun üzerine sema’ ede ede  Kadı Sirâceddin’in mezarının bulunduğu yere gelip büyük bir sema’ yaptılar ve Mevlânâ’nın sözünü hatırlayıp hak verdiler.
  2. Muineddin Pervâne, Vezir Taceddin’in oğlunu kadı yapmak ister, fakat kendini beğenmiş bu zat Pervâne’ye “Kadılık makamını üç şartla kabul ederim. Birincisi rebabı halk arasından kaldıracaksın, ikincisi mahkemenin cellatları gibi olan eski mübaşirleri kovacaksın, üçüncüsü Mübaşirlere halktan bir şey almamaları için dolgun maaş vereceksin” dedi. Pervâne  “Her iki şartı kabul ediyorum ve bunları yapabilirim, fakat rebabı kaldıramam; çünkü o hayli büyük bir padişahın eseridir” dedi. Bu yüzden Vezir Taceddin’in oğlu kadılığı kabul etmedi.Bu hikaye Mevlânâ’nın kulağına eriştiğinde şöyle buyurdu: “Aferin mübarek rebaba! Allah’a hamdolsun ki rebap onun elini tuttu da kazânın pençesinden onu kurtardı.

Divan-ı Kebir’de Rebapla İlgili Bazı Beyitler:

  1. “Rebab, İsrafil’in nefesi ile seslenmede. Bu yüzden ki, rebabın sesi aşk ateşi ile kavrulan gönülleri diriltir. Onlara yeniden can verir.”
  2. “Yâ Rabbî, yâ Rabbî, rebabın tesbihi hakkı için, çünkü rebabın tesbihinde yüzlerce soru, yüzlerce cevap vardır.”
  3. “İşsiz güçsüz oturma çabuk gel, içeri gir. Sema’ ehlinden rebâb sesi geliyor. O ermişlerin halkasına koş, onlara katıl.”
  4. “Ey kâtiplerin arasına geç gelen kişi, çocuklar koşsa bile sen koşma. Kavmin hareketsiz kalsa, elden çıksa bile bu gene senin elindedir. Çabuk, rebabı eline al, onu seslendir, inlet.”
  5. “Bir yerde şarap, kebap, rebab bulunursa düşünce ile gam, cesaret edip oraya giremezler.”
  6. “Ey rebab sesi! Senden içimde bir ateş var. Bak benimde gönlümün içinde senin gibi inleyen bir rebab var. Bir an geçirme, gel yanıma otur, bana konuk ol. Seni konuk edecek yıkık bir köşem var.”
  7. “Rebab, aşk kaynağıdır, âşıkların eşi dostudur; Araplar da bulutlara rebab adını takmıştır.”   “Bulut nasıl gülü, gül bahçesini sularsa rebab da gönüller gıdasıdır, özler sakisi.”
  8. “Kucağında bir rebab, elinde bir yay, güzel, gönüller çeken, canlara sinen bir nağmedir tutturmuş.”
  9. “A yolu yordamı güzel yüce er, medresenin içinde Şihâbeddin’in odasının yanında bir oda istiyorum lûtfundan. Adımı yaya kadı tak, yahut da padişahın duacısı de. Bu düzenle rebapçıyı oraya bir sok, istersen adımı değiştir , Fülâneddin de bana. Kadıya bir hal gelir de sema’ etmek isterse bir güzelce rebap çalarım ona. Tatlı bir halde semâya sokarım onu. Rebabımın sesinden Akıncı da dirilir; mezarından başını çıkarır, kalkıp oynamaya koyulur, aferin der beğenir beni.”
  10. “Nerde olursa olsun şu yepyeni rebabı gönül duysun da izini izlesin diye çalmada , tellere onun için yeniden vurmadayım. Sizin için çalıyorum rebabı.”

Mevlana’da 55 rubai de, 38 Gazelde Rebab anılmaktadır. Neyden sonra ne çok andığı saz rebaptır. Kendisi de  rebap çalmaktadır. Hatta oğlu Sultan Veled ile torunu Ulu Arif Çelebi de rebap çalmaktadırlar.